IŞIĞIN KARANLIKLA BULUŞMASI
Sarmaşıklarla kaplı yalnız kalpler, perdelerle örtülmüş şahit gözler, sessizlik için yemin edip mühürlenmiş dudaklar ve bedenleri içinde farklı rüyalar kuran ruhlar. Koyulmuştum bir yola ancak bilmiyordum nereye varacağımı. Arkamda bıraktığım kahkahalar ve kavgalar gözlerken yolumu, nasıl ilerleyecektim geçmişimi düşünmeden? Huzur bulur muydum kimseyi istemediğim o hayatımın içinde? Yalnızlık kaderime mi yazılmıştı yoksa ben mi yazmıştım yalnızlığımı tanrının defterine?
Anlaşılmazdım
dünyaya gözlerimi açtığımdan beri. Anlatsam da yabancı kalırdım kurallara,
yazsam da yorumlayamazdı müebbet yatan beyinler. Sarı saçlarım dökülene kadar
devam ederdim içime atmaya, mavi gözlerim taşana kadar tutardım yaşlarımı,
kuruyan dudaklarım kanayana kadar susardım. Böyle öğretilmişti bana, açık
vermem tüm hayatımın sonu olacakmışçasına öğütler verilmişti. Masallar
anlatılırdı, yenik düşersem kaparmış entel görünen cahiller beni. Peki, ben ne
zaman başlayacağım yaşamaya? Ruhumu acımasızlığa teslim edince mi? Yüreğimde
çalan melodi durunca mı? Yoksa ciğerim artık hava alamadığında mı?
Şimdi getirin
karşıma tanrıyı, açıklasın bana bu karmaşıyı ve çözsün yüreğime bağladığı bu
bağı. Çözsün ki yaşamama engel olmasın sözde bahşettiği hayatı. Gelsin
melekleri omuzlarıma, fısıldasınlar ne doğru ne yanlış ve çıkarsınlar aklımdan
şeytanı, çıkarsın ki soğusun yüreğimde yanan çocukluğumun ateşi.
Sessizce uyuyacağım bir gece, göreceğim kaybettiğim her şeyi rüyalarımda ve dualar edeceğim o rüyalarda nefes almak adına. Getirsinler o melekler bana gözlerime bakan o gözleri, dudaklarımda can bulan o öpücükleri ve burnumda tüten portakal kokusunu. Söyleyin şeytana son çare kaldıysa adayacağım ona ruhumu, geri versin çocukluğumun eksik parçalarını, anılarını ve hevesimin kursağımda kaldığı zamanlarımı. Olmazsa isyan edeceğim kaybettiğim duygularım için, yazılar döşeyeceğim yine çektiğim azap için ve okşayacağım kedimi, aklımda kalan son damla güzel günlerimle.
Yorumlar
Yorum Gönder