IŞIĞIN KARANLIKLA BULUŞMASI
Bir elma ile bir yılan, işte günah yazıldı insana bu ikisiyle. Hikayenin en başında iki aşık varken hikayenin sonunda bir bağımlı ve bir günahkar resmedildi. Ölüm çaldı ıslığı ve döküldü tüm sohbaharda açmış çiçekler. Sessizce izledim bedenimin ruhumla zıtlaşmasını. Gözler üzerimdeyken dikenlerin üstünde dans ettim, bendim damardaki son kan. Aktım gittim, gezdim tüm bedenimi ancak bulamadım ruhuma dair bir iz. Uzaklaşmıştı sanki bedenimden, tanrının kollarında uyuyor muydu sessizce? Yoksa çalmışlar mıydı onu benden? Sarmaşıklarla kaplı yalnız kalpler, perdelerle örtülmüş şahit gözler, sessizlik için yemin edip mühürlenmiş dudaklar ve bedenleri içinde farklı rüyalar kuran ruhlar. Koyulmuştum bir yola ancak bilmiyordum nereye varacağımı. Arkamda bıraktığım kahkahalar ve kavgalar gözlerken yolumu, nasıl ilerleyecektim geçmişimi düşünmeden? Huzur bulur muydum kimseyi istemediğim o hayatımın içinde? Yalnızlık kaderime mi yazılmıştı yoksa ben mi yazmıştım yalnızlığımı tanrının defte...